Hiç yazılmamış olanı okuyan gözlerim, Amerika’nın acı şiiriyle karşılaştığından beri, hangi fotoğrafa baksam ondan bir iz görüyor.
Kurduğum tüm yakınlığın ve yaşadığım tüm yabancılıkların ötesinde beni harekete geçiren Robert Frank’in The American’s kitabı bir kitabın yapabileceğinden çok daha fazla fotoğrafçıyı ve çok daha fazla insanı birbirine bağlıyor. Bir yıl önce Kadıköy’de yöneldiğim bir kitapevinin rafında tüm diğer kitapların arasından güneşi kalbime bırakan kitap; Müzik Kutusunun Parıltısı Eşliğinde The Americans Listesi.

 

1928 İsviçre doğumlu Robert Frank, 1947 yılında göçmen olarak

ABD’ye yerleşiyor, 1955yılında ABD’yi baştan başa gezerek

687 makara film çekiyor ve 1959 yılında bu çalışmalardan

derlediği 83 adet siyah beyaz fotoğrafı The Americans kitabında yayınlıyor.

79-205-frank-web

 

Canal Street, New Orleons.

“ Bu birbirinin aynı insanlar topluluğunu görüyor musun? Fotoğraflanmayı hak ediyor. Ama neden, diye sordum düzinelerce kez The Americans kitabının sayfalarını çevirirken. Robert bu fotoğrafı neden çekti? Aklında ne vardı? Bu kadar genelleştirilmiş görünürken kitabında buna neden yer verdi? “

Joel Meyerowitz

 

robert-frank

 

 

Trolley, New Orleons

“ Tarihi Montgomery Otobüs Boykotu ile aynı sene çekilen bu fotoğraf, beni her zaman çok etkilemiştir ve Frank’in Amerikan toplumuna dair algısından bahseder. Şeklen bir kontakt baskıyı çağrıştırır, izleyiciye çok sayıda dünyaya çok sayıda pencere sunar. İlk bakışta bu dünyalar sessizce birlikte var olmayı sürdürür gibi görünür ancak Frank’in sezgi gücü kuvvetli gözü daha hüzünlü bir gerçeklik sunar. “

Regina Monfort

 

elevator-miami-beach-by-robert-frank-1955

 

 

Elevator, Miami Beach

“ Fotoğraf hakkında bir şeyler söylemeye çekiniyorum çünkü Jack Kerouac kitaptaki giriş yazısında söylenmesi gereken her şeyi söylemişti: “ Ve dedim ki: şu flu şeytanlar dolu asansörde yukarı bakıp iç çeken asansör kızının, adını ve adresini ver bana. “ Kerouac’ın kavradığı şey benim Frank’in çalışmasında hep çok ilgimi çeken duygusal kalptir. Frank bir şekilde Amerika’nın sıradan şeylerinden derin ve şaşırtıcı bir şiir çıkartır. Hala Frank’in çalışmalarının aynı zamanda Amerika’nın bir başka çağından bahsediyor olmasından etkileniyorum. En son ne zaman bir asansör kızı gördüm hatırlamıyorum. Bu kavram tuhaf geliyor. Bu bende – daha vasıfsız pozisyonlardakiler de dahil olmak üzere – insanlara önem verildiği daha samimi bir dünyaya karşı özlem yaratıyor. Şimdi Miami’deki asansörler parlak kromlardan. İnsan sesinin yerini zil sesi aldı. Modern şeytanlar bu asansörlerde geziyor olabilir ancak hüzünlü asansör kızları gideli uzun zaman oldu. Sanırım şimdi, Kerouac isim ve adres almak için başka yere gitmek zorunda kaldı. “

Alex Webb

 

067n09249_8nhq8

 

Funeral, St Helena, South Carolina

“ Bu fotoğrafta beni etkileyen şey üç adamın yan yana bulunmaları ya da üç Afro- Amerikalının şık bir biçimde giyinmesi ve beyaz Amerikalılar gibi görünmesinden çok, günlük hayatın sert hatırlatmalarından serbest kalınan bir an olmasıdır. Üçü beyaz patronların şöförleri gibi görünmesine rağmen etraflarında < beyaz > adam olmaması < siyah > olmanın her günkü stresini ortadan kaldırıyor. Beyaz adamın dünyasında rol alıyorlar. Herhangi bir renk ve ırk sorununun izinden uzak, fotoğraf, kimliği ve asaleti sorgulamaksızın, bir rahatlama hissini ve rahatlama anını yakalıyor. Kendileri arasında özgür görünüyor ve hissediyorlar çünkü hepsi aitler. “

Berge Arabian

 

tumblr_miw7owyeme1rw3fqbo1_1280

 

Ranch Market, Hollywood

“ Restorandaki aşırı makyajlı, uzaklara dalmış garson kız benim RF’in The Americans’ından en sevdiğim fotoğraf. Gözlerindeki garip bakış, kadına yakın duruşu, buna ragmen müdahale edilmemiş anı, bunların hepsi fotoğrafı bilincime kazıyor. Kadının bakışı ile Noel Baba’nın yüzündeki sırıtışın zıtlığı son nokta oluyor. Uzun bir mesaiden sonraki hislerine ragmen müşterilere göstermek zorunda olduğu sahte gülümsemesini hayal edebiliyorum. “

Tomas Van Houtryve

 

covered-car-frank-web

 

Covered Car, Long Beach, California

“ İlk kez The Americans’ı gördüğümde kim olduğumu pek hatırlayamıyorum ama nasıl gözlerimi açtığını ve o zamandan beri kapanmadığını hatırlıyorum. O zaman seçmiş olacağım fotoğraf bugün seçtiğim ya da yarın seçebileceğim ile aynı olmayacaktır. Öyle bir kitap ki, onu her açtığımda başka bir görsel bana sesleniyor ve bana nasıl görüleceğini hatırlatıyor. Dolayısıyla, bugün kitabı açtım ve ( Covered Car, Long Beach, California ) fotoğrafını seçtim. Bana cevabı değil, soruyu aramayı öğreten bir fotoğraf. Bir sırrı bulmak ve onu söylememek. Bazı şeyleri gizli ve gözden uzak tutmak. Çok değil daha azını göstermek. Bu, düş kurmak için bir fotoğraf, hayal gücü için bir kapı. Bir Raymond Chandler romanının açılış cümlesi. Gizem ve umut dolu bir çerçeve. Onu duvarımda istiyorum. Ayrıca kitaptaki diğer fotoğraflardan çok farklı bir görsel, çok arı ve çağdaş, gösterişli, modern, heykel gibi. “

Sarah Leen

 

FLAP MAG

– I AM NOT JUST A MAGAZINE –